<
     


Yayık ( Badıka Hewre ) İle Hasbihal

Yayık köyü ile ilgili ilk yazımı okulla ,öğrencilerimle ve öğretmen arkadaşlarla ilgili yazmıştım.Bu süre zarfında üç kocaman yılı devirdim. Bilahare, ikametgâhım Kulp’tan Anadolu’nun bu şirin köyüne -Yayık’a - yerleştim.Doğayla,sakinlikle huzurla katışık;ruhumla barışık bir yaşam sürmekti dileğim. Kulp’a gelince millet ilkin: “Atandığın köy neresi ? ”diye soruyordu. Ben de kibar kibar“ Hevre” diyordum .
Bu Haber 2019-04-30 Eklenmistir.

                 Resmi Buyutmek Icin Uzerine Tiklayin

td>

Haliyle ,Kulplular dediğimi anlamıyorlardı.Ya da bıyık altından gülerek telaffuzumu düzeltiyorlardı.Gel zaman git zaman ben de ,onlar gibi ”BadıkaHewre “ demeyi öğrendim.Türkçemiz’de alfabede “w” harfi yok.O zaman , bir aile gibi olduğum bu insanların hatırına Kürtçe’den “w” harfini alayım dedim sanki de.Bir bakıma oralı olmuştum.Öyle ya ! Badıka Aşireti’nin merkezi “Hewre”ye atanmıştım .Bu arada ilaveten bölgenin ve ülkenin çok değişik yerlerine yayılmış oldukça kalabalık nüfuslu bir aşiret bulmuştum karşımda.
Topraktan geldik; toprağa döneceğiz derler.Bendeniz de Elazığ/Sivrice’nin ücra bir köyünde dünyaya gelmiştim, okul çağına kadar köyde büyümüştüm.Şimdi de aslıma rücu edip bir köye atanmış, muhabbet tazelemiştim.
Yolu yolağı olmayan dağların arkasında saklanan bir dağ köyü beklerken,kendimi bambaşka bir yerde bulmuştum. Hakikaten de;köye gelmeden önce Kulp’ta görüştüğüm insanlar ilçenin en güzel köylerinden birine atanmışsın demişlerdi.
İlk gün ,okula gidince milletin abartmadığını aksine Kulp’ta böyle güzel bir köy olamayacağını düşündüm.Doğu ile ilgili birçok önyargı vardır.Buralar özellikle batıdan bakınca yolsuz, imkânsız görülür.Bilakis,Yayık bu zorluk ve yokluğun aksine bir sahil kasabasını andırıyordu adeta. Kahveleri, bakkalları, DigiTürk maçları, elektrikçisi, yemcisi hülasa birçok olanağı sunuyordu insana.
Aslına bakarsanız “Silvan,Batman –Kulp, Muş” istikametine giden yol güzergâhında olduğu için meskun mahal olarak Yayık çok işlek.İnsan ve araç trafiğinin yoğunluğu Yayık’ı biraz da köy olmaktan çıkarmış bir kasaba, bir belde haline getirmiş.Başka bir deyişle kahveler bölgesinde bir “kent kültürü” oluşmuş.Anlayacağınız dağ köyleri tersine burası bir bakıma şehirleşmiş.Bunun dışında çevre ilçe ve illere yakın olması yöre insanın bir ayağının köyde bir ayağının şehirde olmasını sağlamış. Bu da köy ve kent kültürünü birbirine harmanlamış.
Biraz da Kürtçe ismini kullanıp hikâyemize öylece devam edelim. Köyümüz “Hewre”, Silvan ilçesi ile idari açıdan bağlı olduğu Kulp’un tam ortasında.Resmiyette Kulp’a gider “fiiliyatta” ise Silvan ile her türlü alışverişini, etkileşimini yapar ,Hewre sakinleri .
Dedik ya köy her iki ilçeye de yaklaşık mesafededir-Sözgelimi; Silvan istikametinden gelince yüksek dağlardan taşlardan aşarsınız .Hep bir yokuş çıkmak vardır. Yerden yükseldiğinizi sanarsınız. Kulp yönünden gelince de bitmek tükenmek bilmeyen meşe ağaçlarının sağından solundan yılan gibi kıvrılmaktan, yayık gibi sallanmaktan kendinizi alamazsınız.Dağları,yol boyunca ufak tepecikleri ,kavisli virajları geçince meşeleri elinizle şöyle bir aralayınca yeşil vadi misali muazzam bir manzara çıkar karşınıza.Her çıkışın bir inişi vardır; Her zorluğun bir kolaylığı vardır özdeyişinin bir yansımasıdır “tatlı eğimi hafif yükseltisiyle” Yayık, ayrıca.
Bir Ege, Akdeniz sahil kasabası belirir gözünüzün önünde. Gizli bir geçitten karanlıktan aydınlığa ulaşıyorsunuz bu yolculukta aslında.
Mekanı güzelleştiren insandır derler.O halde biraz da muhitin müdavimlerimden söz etmek gerek .
Muhtarımız Sayın Selahattin Güzel ile başlamak isterim.Kendisi Türkçeye oldukça hakim ,devletimizin köydeki temsiliyeti dışında çok ağır , beyefendi ,kibar bir insandır.Köyle ilgili köylüyle ilgili düğün dernek ;taziye cenaze her türlü hadiseyle alakadar olan pek muteber bir büyüğümüzdür kendi şahsında.
Misal ;evimin karşısında kapı komşum “Hacı Baki (Çiçek )Amca” var.Sekseni devirmesine rağmen 18’lik delikanlıları cebinden çıkarırcasına çalışkan bir büyüğümüz. Bir sanatkarın eserine incelikle ustalıkla şekil vermesi gibi sebatla , deruni bir huşuyla bahçesini işler.Vaktini ya bahçesinde ya da beş vakit camide geçirir. 
Yine onunla yakın yaşlarda “Hacı Ziya (Yıldırım )Amca” var. Köyde ezandan sorumlu bakan gibidir.Namaz vakti yaklaşınca okula yeni başlamış bir öğrenci heyecanıyla ,coşkusuyla Ezanı Muhammedî’yi icra eder,.Aksakallı,nur yüzlü namazında niyazındadır. O da çokça çalışkan biridir gördüğüm süre zarfında. 
Hewre’nin esnaflarından Necim Abi (Yılmaz ) var mesela.Esnaflığın ötesinde alışverişin haricinde güler yüzü hoş sohbetiyle karşılar sizi.Kahveci diye bilinir ama benim için bir rehberdir.Her gelen müşteriye yaşlı,çocuk demez aynı ilgi alaka gösterir.Çok geniş bir pencereden bakar hayata.Her türlü görüşten insanla hoşgörülü bir biçimde oturup kalkabilir.Ayrıca bu yörenin halkla ilişkiler uzmanıdır.Gündem kahvede konuşulur, her türlü muhabbet kahvede döner.”Efeme şöyle anlatayım “diye söze girer.Anlatmaya gerek yok mükemmel ! Diye devam eder.Bir ağabey iyi bir dosttur benim için kendisi.Akşamları evde durma gel oturalım hep der.
Bizde okuyan çocuklarını her daim sorar sual eder.Çok çok ilgili bir velidir kendi zatında.Eğitime ve çocuklarına çok düşkündür ayrıca
Yine karşısında esnaf olarak İnan(Tayfur ) var.Gencecik yaşına rağmen olgun bir tavrı vardır kendisin.Hani hayat okulundan mezun oldum der ya bazı insanlar.Ha işte ! İnan öyledir.O da insani iletişimi gayet yerinde., gönül adamıdır.Bakkal( Kahve ) dükkanına değil de sanki evine misafir olmuşsunuz gibi candan yakınlık gösterir, izzeti ikram eder size .Az laflamadık az derin sohbetler etmedik kendisiyle.İyi bir dosttur benim için.Tiyatro ve müziğe çokça ilgisi vardır.Ne yalan söyleyim her ki dalda da yoğunlaşırsa iyi işler yapacaktır.
Sadretttin(Yıldırım ) abi var.Yüz Numaralı adamdır kendisi.On parmağında on marifet.Baytarlık, bahçıvanlık, hayvancılık; elektrik…Her türlü iş elinden gelir.Kimin bir işi varsa yardıma koşar köyün “Süper Man” ı odur.
Atilla(Güzel ) abimiz var.O da turizm,inşaat, birçok sektörde boy göstermiş çok yönlü bir iş sahası olan komşumuzdur.Türkiye’nin birçok yerini gezmiş bilgi birikimi ve kültürü yüksek bir insandır kendisi.Üretken,çalışkan ve çok pozitiftir.İlaveten balıkçılık yapar.Ekmeğini deryadan çıkaran hoş sohbet biri.Yaşımız yakın olduğu için iyi da bir arkadaştır benim için. Sıkı bir Galatarasaylıdır. Benim elbise değiştirir gibi futbol takımı değiştirmeme arada takılır
Mehmet Abi(Güzel ) var.Her daim bilim ve teknikle ilgili program ve belgeseller izler.Köyde hatırı sayılır bir biçimde “bilim insanı” diyebileceğim bir insan.Öğrenme araştırma ehli bir şahsiyettir. Sorgulayıcı,eleştiren bir zihni var. TV’lerdeki entelektüeller gibi tahlil ve tetkikleri var dersek yeridir, aydın bir insandır hülasa. Çocuklarının eğitimi üzerinde oldukça hassastır. Hoş, Mehmet abiden gelen öğrencilerimizin Malik de dahil maşallahları vardır.Evine gittiğimde evimdeymişim gibi hissettiğim mecazi ailem diyebileceğim bir hane halkıdır ev sakinleri Kendisi babam eşi annem gibidir emekleri sağolsunlar çoktur üzerimde.….
Abdullah (Güzel ) abimize de selam durayım .Köye alışmamda evimi çekip çevirmemde çok çok emeği olan bana bir” baba” gibi davranan güzel insandır.Yine evimmiş gibi gidip geldiğim çok çayını çorbasını içtiğim evin oğluymuşum gibi muamele gördüğüm evin reisidir..Hatırı çoktur ben de.Mesleği şoförlükten ötürü dönem dönem uzun yol şoförlüğüne çıkıyormuş evvelce.Onun yol hikayelerini dinlemeyi çok severim.Her yolculuk ayrı bir dünyaya çıkarıyor.Misal Akdeniz yıllarını anlatınca Antalya’yı gözünüzün önüne serer ayrıca.Velhasıl Ape Abdullah candır diyorum. Eşi de bir anne yakınlığıyla sağolsun hakkı çoktur üzerimde.
Mehmet İhsan( Güzel ) abi örneğin var.Kendisi şantiye şefidir.Kulp’ta gitmediği çalışmadığı yer yok gibidir.Kulp’un tüm köylerini yol çalışmaları sırasında çektiği fotoğraflardan dolayı onun sayesinde öğrendim.Oldukça dinamik ve çalışkan bir köylümüzdür gördüğüm kadarıyla.
Medeni (Güzel ) abimiz var.Kendisi köyle Diyarbakır bağlantısını sağlayan yolların ve yılların şoförüdür.O da oldukça bilinçli bir velidir.Çocuklarının eğitimi üzerine titrer.Çocukları da sağ olsunlar emeğin hakkını ziyadesiyle veriyorlar.
Ahmet(Çiçek ) Abi’den de söz etmek isterim.Köyün cidden kültürlü gençlerinden.İlahiyat eğitimi alıyor.Aynı zamanda Badıkan Aşireti” ile ilgili tarihi olayları, sosyolojik olguları iyi bilen biri.Aşiret olma bilincini ruhunda taşıyan bunun yanında ilmi irfanı ile aydın bir kişilik.
İlyas(Çiçek ) hoca var .Ben ona “Ape İlyas “ o bana “Ape Ömer der bazen.İlyas Amca dediğime bakmayın.Yaşıt sayılırız.Birbirimize böyle takılıyoruz.Çayımızı demleriz koyu bir sohbete koyuluruz hep.Komşudan ziyade sıkı bir dost benim için.
İlyas Hoca’da Ahmet abi gibi Rahmetlik Muhtar “Mahmut Çiçek’in oğlu.Ben onun dönemine yetişemesem de “hatırası hatırlardan “hiç çıkmayan Muhtar Mahmut Amca’ya özel bir parantez açmak lazım.
Yaşantısı ve ”Badıka Hewre” muhtarlığı boyunca “mertlik, cesaretlik; doğruluk, adalet” ile hep rahmetle minnetle hasretle yad ediliyor Mahmut Amca .Yalnızca köyde değil gittiği her yerde hürmet gören mümtaz bir değermiş ayrıca. Nurlar içinde yatsın diyorum Rahmetlik Muhtar Mahmut Amca’ya ,
İlyas Hoca köyün tahsilli gençlerinden .Ata toprağına bağlı baba ocağını tüttürmeye çalıştıran emektar bir insan.Onu da diğer mümtaz köylülerim gibi “klasik köylü “kalıbına koymak haksızlık olur.Alanı “Muhasebe “olduğu için ekonomiden,ilgi alanı olduğu için de tarih ilminde sohbeti dinlenir biri. Ülke meseleleriyle ilgili çok boyutlu düşünebilen ezberci olmayıp “empati, analiz” yönü yüksek bir kişi. Aklı ve vicdanı her daim kendisine yar olan mütevazı, mütedeyyin , iyiliksever kısacası çok sıkı bir dost benim için. 
Ortak arkadaşımız Reşat(Güneş ) abi var.Sağlık memuru kendisi.Sol yanım ağrıyor derim mecazi anlamda ona.Adresin “aile hekimi “olmadığını şifanın başka yerde olduğunu “nükteli” bir şekilde söyler .Kafa dengi, hoş sohbet çok neşeli bir dosttur kendisi.Hiçbir negatif halini görmedim İnsana iyi gelen iyi hissettiren bir tarafı var.Şifa niyetine hasbihal ederim dem be dem bu güzel insanla. 
İmam(Güneş ) Abi var, alanı “İnşaat Mühendisliği” ancak üniversite okurken “Elektrik” dalını da misafir olarak girip çıktığı derslerde öğrenmiş. Kaderin cilvesidir hobisi daha sonra yapığı iş olmuş.İşten güçten yakalayabilirsem,Mitoloji,Tarih,Sosyoloji birçok konuda uzun soluklu sohbetler ediyoruz.Feylesof (Filozof )diye tanımlıyorum ben onu.Düşünmeyi bir eylem değil bir ihtiyaç olarak gören varoluş üzerine çokça kafa yoran aydın bir tarafı var. 
Hasan(Alu ) Abi var.İmam abi ile birlikte çalışıyorlar.Gayet ağırbaşlı, işinin ehli az öz konuşan hoş sohbet biri.Onu da işten güçten bulabilirsek halimiz ahvalimiz diye sohbete koyuluyoruz. 
Yaşar abimiz var.Tok ve gür sesiyle ağır abidir kendisi.Saygı bizden derim ona hep.Muallim diye söze girer hep. Çok ciddi ama bir o kadar da çok şakacı bir tarafı vardır. 
Dostum,Yadigar(Yıldırım)’ı da demezsem gücenir bana Yadi,Kalbinde kötülüğe, fenalığa yer olmayan iyi niyet ve temiz kalbin timsalidir.Çok şey paylaştığımız samimiyetimin yer yer diğer arkadaşlarca kıskanıldığını can dost güzel insan. 
Adil abimiz var.”Ona kahvenin gülü ”diyoruz.50 yaşını geçkin olmasına rağmen bir çocuk gibi saf temiz.Keyfi yerinde olunca bolca tebessüm eder alnınızdan öper sizi. 
Hem okul personelimiz hem de köyden büyüğümüz olarak Necat Abi, Tahir Abi ve Ramazan abimiz var.Yaklaşık dört yıldır birlikte çalışıyoruz.Deyim yerindeyse bir aile gibi olduk hepsiyle de Dedik ya köy olsun şehir olsun eğer iki laf edeceğiniz insanlar varsa , çat kapı evine konuk olacağınız birileri varsa o yer dağın başı da olsa güzeldir ve o insanlarla hayat yaşamaya değerdir.
Köy insanı şehrin yapaycılığına maddeciliğine makineciliğine karşı binlerce yıllık gelenek ve otantik yaşayışıyla bir karşı duruş sergiliyor bambaşka bir dünya var köyde köylülerin şahsında.Farzumahal , domatesi saksıda yetiştiren, kuşu kafese hapseden, kediye köpeğe dokunmadan uzaktan pisi pisi ! hav hav ! diyen kent insanın aksine köyde yaşamak dokunmaktır, hissetmektir .Özgürleştirmektir ruhu .Ayakları toprağa sağlam basmaktır.Güneşin doğuşunu görmek,yıldızların parıltısıyla gözleri kamaşmak, ayın şavkına hayran olmaktır.
Kuru romantik mesajlar olarak algılanabilir belki bu yazdıklarım.Ya da şehirde güneş doğmuyor mu kuşlar ötmüyor mu diyebilirsiniz.Demek istediğim şehrin betonun kör edici etkisiyle hem de gözümüzün önünü görmemizi engelleyen binalar hem de yoğun bir yaşam temposundan dolayı kent insanı doğanın estetik ve zenginliğin farkına varamıyor.
Köy insanı domatesi manav tezgahından değil ,tarlada dalından koparıyor.Çiçeği saksıya hapsetmiyor. Doğanın uçsuz bucaksız özgürlüğünde kokluyor.Çocuklar balkon demirin parmaklığında sokağı caddeyi izlemiyor.Dağ, tepe bayır demeden koşup zıplıyor. Anne çocuğuna : “Yolda geçen arabalara dikkat et, yabancılarla konuşma tanımadıklarından bir şeyler alma” diye söylemiyor.Köyde daracık sokakta değil bahçede yazıda yabanda kuşlar misali cıvıldaşarak oyunlar oynanıyor.Şehirde milyarları verip “kır düğün salonu “ diye düğün yapılıp her şey oldu bittiye getiriliyor. Eğlencenin doruğunda kül kedisinin balodan gittiği gibi birden eğlence bitiyor.Köy düğünlerinde ise masallarda söylendiği gibi 40 gün 40 gece olmasa da en azından “3 gün 3 gece” bıkıp usanılana kadar herkes gönlünce eğleniyor.Düğünde, sünnette, yasta hep bir dayanışma birlik ve beraberlik görülüyor. Bir ,iki kilo kıyma ancak alan kentlinin yanında köylü bir iftar yemeği vermek için ineğini kesmekten imtina etmiyor.
Elbette gerçek hayat yaptığım edebiyat gibi yüzde yüz hissedilmiyor.Buralarda da her şey güllük gülistanlık değil.Dahası Bir kuzuyu kucağına alıp fotoğraf çektirmek, közde çay demleyip temsili bir fotoğraf çektirmek kediye pisi pisi gel deyip ekmek vermek değil köyde yaşamak.
Köyde yaşamak herkes yatıyorken gün doğumuyla kalkmaktır.Bağı bahçesinde toprakta rızkını aramaktır.Hayvanını sabahtan akşama kadar o otlak senin bu otlak benim diyerek otlatmaktır. Tarlasını sürmek ekinini nasırlı hünerli elleriyle biçmektir. Rızkını doğada aramak bereketi Allah’tan dilemektir.
Bendeniz buradaki yaşamın evet ! Şehirden daha zor tarafları olduğunu da biliyorum.Köy demek bir masal ülkesi kesinlikle değildir.
Benim dikkat çekmek istediğim nokta buralardaki insanın yaşamının daha bir anlamlı oluşu daha bir emek daha bir zahmet ve daha bir özüne toprağına bağlılıktan söz ediyorum. İşte köyün insanında bu hasletleri temaşa ediyorum.
Yaşanması gerekenleri yaşayıp ömrümüz vefa ettiğince yaşayacağımızı yaşamak için Yayık durağından belki bu yıl hareket edebiliriz. Mevzular, muhitler şahıslar saymakla bitmez. Adını zikretmediğim güzel ve özel insanlardan bu vesileyle özür diliyorum. Kendisinden söz ettiğim insanlarla ilgili de “sürçi lisan ettiysek affola.”
Üreten, doğal yaşayan, doğaya karşı vefalı yurdum insanına, doğa adına şükranlarımı sunuyorum, bana ve herkese karşı gösterdikleri iyi niyet, cömertlik, yardımseverlik velhasıl ihtiva ettikleri tüm erdemli davranışlarından ötürü saygılarımı sunuyorum.

 

 

 

Bu haber 7579 defa okundu.
Diger İlçemizden Haberler

 

 

 

 













PasurunSesi.Com | Yerele Işık Tutar ( Kulp / Pasur )
   © Copyright 2014 Pasurun Sesi. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz Koplayanamaz..

Diyarbakır Veteriner

İlçemizden Haberler
Kulp Belediyesi
Kulp Kaymakamlığı
İlçemiz
Güncel Haberler
Diyarbakır
DERNEKLER